Wednesday, November 29, 2006


Gecenin iki bucugunda yapmam gereken (ve bi suredir zaten yapmaya calismakta oldugum) o kadar cok is vardi ki artik hangi birine donecegimi sasirmistim. umutsuzluk icerisinde IC'den yurda donuyodum, bu adamlari gordum studylerden birinde. o kitap okumakta olan adam soyle biseyler diyodu : "bilmemne dilini konusan grekler bilmemkimlerin atalaridir falandir filandir soyledir boyledir..". bi anda idrak ettim ki gelicek bikac yilim boyle gecicek. sonumuz hayrolsun..

bu arada adamlara sordum saati kac yaziyim diye, "2 yaz, 3 yaz, 5 yaz farketmez, ayni sey.." dediler.

greklerin de amina koyim sps'in de amina koyim size bisey olmasin.. benim keyfim yerinde aslinda.. midem bulaniyo yalniz kahveden.. ama gecer.. presentationu bitiriyim, cip raporunu yaziyim, biraz da sps'e calisiyim, yaticam uyuycam zaten, hepsi gecicek. bide tum bunlari nasil yapicagimi bilsem.. ama bilmemek degil ogrenmemek ayip. bide topluluk icinde kulaktan kulaga konusmak ayip. annem bana boyle ogretti. Posted by Picasa

Tuesday, November 28, 2006


Gecen gun kinder surpriz aldim, icinden bu cikti. eskiden kinder surprizlerin icinden senin "birlestirmen" gereken bi takim eylenceli kucuk oyuncaklar cikardi. simdi ne cikiyo? goril. naapicam ben bu gorili afedersiniz gotume mi sokucam? tamam, o bahsi gecen kucuk eylenceli oyuncaklarin da omurleri cok uzun olmuyodu, ama kendi birlestirdigin bisey oldugu icin hic degilse bi kosede saklama ihtiyaci hissediyodun, icten ice seviyodun onlari. bu, direk cop. plastik israfi. dogaya zarar. sonuc? kinder surprizin de boku cikti sevgili arkadarslar, basimiz sag olsun. gerci toto piyasaya ciktigi gun ben hissetmistim kinder efsanesinin bitecegini ama bu kadar kepaze olacagini dusunmemistim. gorilmis.. la havle.. bide serisi varmis bunun, hepsini toplayin hesabi, birlesince voltran oluyolar heralde. naapiyim lan ben 9 tane gorili topliyip? naapiyim? cocukluguma dair bitek kinder surpriz kalmisti, onu da bitirdi serrefsizler. ustelik ortada hicbi sebep yokken. kahrolsun sanayi devrimi. kahrolsun uzaylilar. Posted by Picasa

Friday, November 24, 2006


Gecen haftasonu yesimle sonunda bulustuk, yaptik bunu evet. pek de keyifliydi. ordan oraya yuruyup birbirinden onemsiz isler yaptik butun gun. herkese tavsiye ediyorum, haftada bir gun buna ayrilmali hatta. evet, hep yapmaliyiz bunu.
Cumartesi gecesini gokan, kuzeni ve kuzeninin arkadasiyla gecirdim. cok acaip insanlardilar. hepsi birbirinden acaip. cizgili pijamali bi adamin deli gibi trance dinledigine sahit oldum mesela. bide siyah tisortler giyip bi takim acaip seyler dinleyen insanlar vardi.. muzikleri kulaklarimi tirmaladi.. ne zamandir hic oyle seyler duymamistim bile..
Hafta ici bi tarih sinavina girdim, butun piskolojim darmadagin oldu. sinavi kafama taktigimdan degil de, dersin iceriginin beynimi siktiginden. bunye alisik degil ya.. bide matematik gibi degil bu meret, kafama oturtamiyorum bi turlu. veya belki "tarih" in komple mantiksiz bisey olmasindan kaynaklaniyodur. asla bi ucu bi ucunu tutmuyo.. o kadar cok farkli bakis acisi var ki hepsinden bakmaniz mumkun olmuyo, hep biseyler eksik kaliyo, sonucta matematikteki gibi tek bi cozum yok yani, hatta genel anlamda cozum yok, sadec bolgesel cozumler var.. falan, filan, kafam karisti iste. herseye ramen bu dersi aldigima memnunum ama.. herkes hayatinin bi doneminde adam gibi bi tarih okumali. resim seka'dan bu arada. ne alaka? bilmiyorum.
Kasla goz arasinda bi de passiflora konserine gittim ben bi sekilde. aman yarabbim o ne bicim ukalalik oyle o adaminki..! adam sarkinin ortasinda mikrofonu alip " gitar calanlariniz biliodur, bunu calmak cok zordur gitarla, bakin nasi caliyo abiniz" felan gibi bisey dedi. ahahahah hatta biyerde "bizim aslinda daha cok sarkimiz var ama iste, siz yatin diye calmiyoruz" dedi, evet dedi bunu. hic hazzetmedim kendilerinden. ama muzik guzel miydi? evet gayet guzeldi. ama once adam olsunlar, sonra gelsinler cigerimi yesinler. Posted by Picasa

Monday, November 20, 2006


Ben izmir fendeyken sevgili annem bize hep uranyumlu kek yapardi yesil yesil, simdi buyudum universiteli oldum, artik uranyumlu sabun gonderiyo yesil yesil. Saka len saka, keke gida boyasi koyuyodu, bu da bildigin haci sakir sabun aslinda, arkasindan isik tuttum o kadar.. Posted by Picasa

Thursday, November 16, 2006

Ben kucukken, kucucukken serum fizyolojik vardi. Kucuk cam bi sise uzerine monte edilmis basit bir damlaliktan ibaret olan bu minimalist ilac, aslinda tuzlu sudan ibaretti. Hatta doktorumuz annemle babama "bi tencerede su kaynatin, icine de 2 corba kasigi tuz atin, gerek yok para vermeye" demisti bi ara, biz de tencerede sulari kaynatip kaynatip eski serum fizyolojik siselerine doldurmaya baslamistik. Daha sonra serum sisesindeki serum fizyolojigin varligini kesfettik. 1 litrelik kocaman cam bi sise icinde steril serum fizyolojik cok komik bi paraya alinabiliyodu. Daha sonrada damlalik yerine siseden siringayla cekilip buruna enjekte edilebiliyodu. Biz de boyle yapiyoduk, neden yapmayalim..

Sonra aradan yillar gecti, bu arada ben (neden bilmem) hic serum fizyolojik kullanmadim. Hasta olmadigimdan degil de, daha agir dekonjestanlari kesfimden, bi nebze de burnuma bi takim sivilar puskurtmekten hosanmamamdan olsa gerek.. Neyse, gunu geldi doktor bana yine serum fizyolojik onerdi, ben de gittim eczaneye, serum fizyolojik istedim. Kocaman serum sisesini almak istemedim, nasi olsa uc kusurluk sey diye kucuk siseden almak istedim, varsin bitsin bidaha alirim diye, malum yatili okul, gotume mi sokucam ben o siseyi..? Fakat bir de ne goreyim, koca memlekette halis mulis serum fizyolojikten eser kalmamis, onun yerine yeni yeni acaip acaip i takim urunler peydah olmus. Nasil urunler derseniz efendim, 2 cesitti bunlar; bir kullan at cinsi plastik paketler, bunlarin ucunu yirtip, icindekini burnunuza bosaltiyosunuz sonrada pakedini atiyosunuz gidiyo, her paket bi damla gibi bisey; bir de "rhinomer" diye, metal basincli kutuda, ithal, dunya pahasi, eczaciya sorarsan "okyanus suyu" olan bisey. Okyanus suyuymus, yarragimin okyanus suyu, ayni bok iste hepsi, tuzlu su. Bide "damlatmak" yerine "puskurt"uyosun bunu, basincli kutu ya.. Teknolojisini siktigimin fransizlari, allahin tuzlu suyunu getirdikleri hale bak, sanirsin nanoteknolojiyle labaratuvarlarda uretiyolar, halbuki tencereyle su kaynatip icine kasik kasik tuz koyuyolar, hepimiz biliyoruz bunu.. Ben yine bildigim kocaman serum sisesini aldim, bi de siringa, cektim cektim bastim burnuma, rhinomer'in 10 da biri fiyatina rhinomer'in 10 kati tuzlu su, al sana iste..

Bu sabah biraz hasta gibiydim, bizim okulun kendi capinda hastane gibi biseyi var, bedava, hemen gittim doktor amca (aslinda abla) dedim bana bi ilac ver, oyle bi ilac olsun ki hastalanmadan iyilesiyim hemen. Aslinda ayak tabi, aspirin plus c verecegini ben oraya gitmeden biliyodum zaten. Bi de duact verdi, onu da tahmin etmistim, yok aslinda ben clerinase verir saniyodum ama olsun, ayni bok. Her neyse, bi de "serum fizyolojik" verdi. Bunlari receteye yazdi, oglen 2 de gel al dedi. Gittim aldim hakkaten bes kurusta para odemedim adamlar hizmette sinir tanimiyolar. Lakin bir de ne goreyim, bizim serum fizyolojik ben gormeyeli bi evrim daha gecirmis, yine"rhinomer" adi altinda bu sefer plastik basincli bi kutuya girmis, kapagi degismis, etiketi degismis her boku degismis iste. Hemen heyecanla prospektusu actim, ulan dedim bu elimdeki post modern acaip beyaz plastik tup, benim tencerede kaynattigim serum fizyolajik olamaz, olmamali, baska birsey olmali bu.. Ama hayir, yine tuzlu su, yine tuzlu su, ustelik prospektustede "bu, ilac degildir, steril tuzlu sudur" yaziyo, vallaha da yaziyo, billaha da yaziyo. Fiyat kupurunu kesmisler o yuzden fiyatini bilmiyorum ama minumum 10 milyon diyorum, minimum.

Simdi biri gelsin bana anlatsin, yahu biz nasil oluyo da yiyoruz bu numarayi? Hadi ben kendim alsam gider yine kocaman serum sisesini alirim inattan, ama neden eczanelerde adam gibi damlalikli serum fizyolojik bulunmuyo artik, neden onun yerine fransadan ithal siselenmis okyanus suyu bulunuyo anlamiyorum. Hadi fransizlarin bizi sikmesini gectim, o olagan bisey ama ben kendi adima tuzlu suyun basincli siseye konulmasina bi anlam veremiyorum yahu, yine burnuna akitiyosun, yine burnuna akitiyosun, nedir yani basincli sise nedir..? Anlamiyorum.. Dusunuyorum dusunuyorum, anlamiyorum..

Sunday, November 12, 2006


Bugun yesimle istanbulu gezicektik ama yesim beni ekti. Insanlar beni bazen ekiyolar. Vardir heralde kendilerine gore bitakim sebepleri. Ben de SUFOK'la izmit'e, Seka Kagit Fabrikasi'na gittim fotograf cekmeye. Klupteki insanlar biraz entel cikti sevmedim, bide biraz gec gittik isik kalmamisti biz oraya vardigimizda o yuzden cok basarili bi girisim olmadi ama guzel bi pazar gununu hicbisey yapmadan gecirmekten iyidir heralde dimi? Herseye ramen acaip biyerdi. Kagit cok onemli biseydir bence, tum icatlar kagit uzerinde sekillenmistir. Bir ulkenin ilk kagit fabrikasinin da tarihte kendi capinda bi yeri vardir diye dusunuyorum. Dusunsenize, 1936 dan beri yapilan tum secimlerde kullanilan oy pusulalari bu fabrikada yapilan kagitlara basilmis. Koca bi ulkenin tarihi burda yazilmis sayilir yani. Cok acaip, simdi bakiyosun, agzi var dili yok o koca koca makinalarin, ooooyle duruyolar sakince. Kirmizili yesilli. Posted by Picasa

Wednesday, November 08, 2006


Kis kosa kosa amimiza koymaya gelirken bi anda bahar geri dondu, cee yapti kacti. NS labim vardi, onu atlatip MATH midtermine kosturdum, bu sirada Antalya Fenliler bizi ziyarete gelmis, goremeden kacirdim. Kuslar agaclar ne guzel yinede.. Posted by Picasa

Saturday, November 04, 2006


SUDOSK'la cinarcikta kamp yaptik 50 cm karin icinde. Tam manyak isi. Cok eylendim lan ben orda. Manyak olabilir miyim acaba? Yanliz yanima o acaip kizi koymasalardi iyiydi, taaa ortaokuldan beri o kadar ergenlik hormonunu bi arada gormemistim. Slayer dinlemeler felan.. Allah muhafaza.. Posted by Picasa