Thursday, December 21, 2006


"marka" kavrami cok acaip bisey. markadan markaya cok fark var.

mesela vakko marka bi ceketin ustunde bilmemkacyuz milyonluk etiketi gorunce insan otomatikman "oha oha, ev aliyoruz sanki amina koyim" diyo, zira o ceketin bit pazarindan bikac ytlye alabileceginiz herhangi bi ceketten pek de bi farki yok aslinda. ne sizi soguktan daha iyi koruyo, ne daha rahat hareket etmenizi sagliyo, sadece vakko. vakko marka ceket alabilecek kadar paraniz oldugunun bi gostergesi.

ote yandan bi sennheiser kulakligin ustunde bikacyuz dolarlik bi etiket gorunce insan "aa, bi deneyebilir miyim sunu, nooooluuur. !?" diyo, cunku biliyo ki o kulakligi kafasina takinca daha ucuz herhangi bi kulaklikla duyamayacagi netlikte bi ses duyucak, daha rahat edicek, kisacasi o dalganin o kadar pahali olmasinin iyi bi sebebi var.

iste bence markalar bu sekilde ikiye ayriliyo. gerci eminim benden once bi sosylog felan bu ayrimi yapmistir zaten ama ben tekrar yapiyorum efendim, kime ne? bi adini hakeden markalar vardir, bi de suursuz bitakim insanlarin gereksiz yere itibar ettikleri markalar vardir.

adini hakeden markalarin ben bizzat hastasiyim. mesela bi salewa, bi shure, bi logitech, bi apple, bunlar oyle markalar ki, bu adamlarin yaptiklari biseyi aldiginiz zaman biliyosunuz ki verdiginiz paraya alabileceginiz en iyi urunu aldiniz. bu tip markalarin arkasinda "muhendisler" var, "isletmeciler" degil. o yuzden istiklalin ortasinda 2 tane diesel shop var ama istanbuldaki tek yetkili sennheiser saticisi taa gumussuyunda. ote yandan bu yuzden ben istiklalin ortasindaki iki diesel shoptan hicbirine daha adimimi atmadim ama yarin bi cift sennheiser MX 500 alabilmek icin ta gumussuyu'na kadar gidicem, ustelik gumussuyunun nerde olduguna dair en ufak bi fikrim olmamasina ramen. bu "adini hakeden markalar" yaptiklari isi o kadar iyi yapiyolar ki urunlerini satmak icin ayrica bi caba sarfetmelerine gerek kalmiyo, musteri kendilerini arayip buluyo zaten bi sekilde.

bunlar da benim markalar hakkinda dusunduklerim iste. baska bigun de markasiz cin mali urunler hakkindaki dusuncelerimi yazicam. sanki okuyan var da..
Posted by Picasa

Wednesday, December 13, 2006


Bu, zeki.
Zeki, benim oda arkadasim.
Zekinin ben azina siciyim. Posted by Picasa

Saturday, December 09, 2006


- Cikiyorum abi cikarken cek bak..
- Ciktim abi tepede cek bak..
- Hueaaa.. Dusuyorum abi duserken cek bak..(paldir kuldur)
- Eheheheh.. Cektin mi abi cektin mi? Bidaha cikiyom bak.
- Aha ayakkabi buldum. (ayakkabinin tekini cikarir, yeni buldugu teki giyer, begenmez eskisini geri giyer.)
- Abe ayakkabi lazim mi be? Seninkiler de eskimis? Posted by Picasa

- Sizin ev nere?
- Naha buraydi, yiktilar.
- Hadi ya, bunlar sizin esyalar yani.
- Hee, bizim esyalar.
- E ellerinin ustunde yurusene o zaman..?
- Tamam. Kafamin ustunde de donebiliyorum ama, onu da cek bak..

bu diyalogu cingene olmayan biriyle deniycem bide, bakalim nooluyo. Posted by Picasa

Ev saniyosunuz bunu dimi? Hayir yok oyle bisey. Evden geriye kalan son duvar aslinda, evin kalani hayatina moloz yigini olarak devam ediyo. Ama bu camina cikip poz vermemizi engeller mi? Tabikide hayir. Posted by Picasa

"pazartesi polis gelir toplar, pazar aksami gel icebildigini icersin" dedi bu kadin bana. bende gittim pazar aksami ictim icebildigim kadar. Posted by Picasa

"Kumeste cek bizi kumeste cek..!"

Dunyanin en tatli insanlariyla tanistim, ve onlarin cocuklariyla.. Kucukbakkalkoyun cingeneleri.. Bu arada mahallenin buyukce bi kismi bu resim cekildikten sonraki 15 dakikayi bahsi gecen kumesten kacan tavuklari kovalamakla gecirdi. Superler bu insanlar... Super.. Posted by Picasa