Wednesday, January 24, 2007

bilim ilginc bisey. insanlarin gozden kacirdigi cok onemli bi nokta var, bilimin insan uydurmasi bisey oldugu. burda allah muhabbeti cekicek adam degilim ben, konumuzun bunla ilgisi yok korkmayiniz. bilim insan uydurmasi bisey. bugun sahip oldugumuz bilimsel verinin tamami, veya en azindan newtondan sonrasi diyim, bi takim insanlarin bi takim sistemlerin nasil isledigini cok merak etmesi, bu konuda tahminler yurutmesi, sonra bu tahminleri genellikle belli bi sapma payiyla bi yere kadar kanitlamasiyla elde edilmis. tarihte bircok kez kabul edilmis modellerin tamamen yanlis oldugu gorulmus, bunun bugun tekrar olmamasi icin hicbi sebep yok. atomun bi cekirdek ve etrafinda elektronlardan olustugunu destekleyen bir suru veri var. ve fakat ayni verilerin destekleyebilecegi bir model daha uretilebilir pekala. bunun icin tek gereken, atomun yapisiyla ilgili hicbisey, ama hicbisey bilmeyen bi grup insan bulup bi odaya koymak, ellerine de daha once yapilmis tum deneylerin numerik sonuclarini tutusturmak. teorik hicbi bilgi vermeden.

bilim bu engeli asmanin yolunu bumus ama. biz daha sorulari sormadan cevaplari veriyolar. daha ortaokulda atom diye bisey oldugunu, ve bu atomun (en kaba sekliyle de olsa) nasil bisey oldugunu ogreniyoruz. oyle bi ogreniyoruz ki proton notron felan bunlar babamizin ogluymus gibi tanidik seyler oluyo. halbuki bunlar hep insan uydurmasi. yaygin bi sekilde kabul gordukleri ve bugune kadar ise yaradiklari asla ve asla dogru olduklari anlamina gelmez dimi? ama ben buna kendim bile inanamiyorum yazarken. zira bugune kadar bana maddeyle ilgili hersey atomlarla, protonlarla, elektronlarla aciklandi. cok daha iyi bi aciklama varsa bile bu benim asla aklima gelmiycek.

sorun ne biliyomusunuz? bize bilimsel kavramlari ogretirken bilimin temelini ogretmiyolar; suphe. benim bunu ogrenmek icin 8 yil okuyup bi de universite kazanmam gerekti. su noktada kafamdaki bilgiler o kadar sabit ki olaylara baska bi bakis acisindan bakabilmem icin bildigim herseyi unutmam gerekiyo. yazik.

ama benim yazacagim asil sey bu degildi ki. ben asimov hakkinda yazicaktim. tum bu bilim tarihini okurken bi anda aklima (cok ama cok alakasiz bi sekilde) asimovun yazdigi bi romancik geldi (novella, if you will). adi "sucker bait". 1950lerde yazilmis.

yazicaklarimi yazmadan once henuz (asimovun asil basyapiti) foudation serisini okumadigimi belirtmek isterim. dolayisiyla aradaki olasi baglantilari kacirmis olabilirim.

romanin icinde olaylari basindan sonuna kadar cok etkileyen bi kavram var. hatta roman bu kavram uzerine kurulu denebilir. "mnemonic service" denen biseyden bahsediliyo. bu servis uuygun cocuklari bulup, daha bebekken alip yetistirmekle yukumlu. peki ya nasil bi yetistirmek? bi kere izole bi yetistirmek. bu cocuklar dunyanin geri kalanindan izole bi binada yetisiyolar. ikincisi, bu cocuklara, gordukleri her turlu bilgi parcasini kafalarina sokmalari ve asla unutmamalari ogretiliyo. mesela bi cocuk bigun 1967 dunya misir satislarini gormek istiro, gorevliler dokumanlari getiriyo, cocuk bi bakista bunlarin hepsini ezberliyo, geri goturuyolar. bi cocugun istedigi herhangi biseyi merak etme hakki var, ve merak ettigi hersey ona getiriliyo ki kafasina soksun. ama bi kural var, anlamiycak. bu cocuklar, nam-i diger mnemonic'ler asla hicbiseyi anlamiyolar. sadece kafalarinda tutuyolar, birbirlerine bagli bi sekilde hafizalarina yaziyolar, birisi sorarsa soyluyolar, o kadar. bu cocuklarin isleri bu, bilgi depolamak. ve bilgiye ihtiyac oldugunda yardimci olmak.

mesela florid hakkinda ne biliyosun diyosun cocuga, sana sayfalarca ansiklopedik bilgi kusuyo otomatikman, ve fakat kendi kustugu bu sayfalarca bilginin ne anlama geldigi hakkinda en ufak bi fikri yok cocugun. sadece ham veriyi kafasinda tutuyo, anlama yer yok. mnemonicler icin biseyleri anlamaya calismak bos yere kafayi yormaktan baska bisey degil. sadece bilmeleri gerekiyo. anlamak "digerleri"nin isi.

asimov o hikayeyi yazdiktan takriben 55 yil sonra, bugun mnemonic service ne biliyo musunuz? google. biz de "digerleri"yiz. merak ederiz. google'a sorariz. google bize farkli kaynaklardan sayfalarca bilgi verir, tamamen tarafsiz. google'in tum bu yazilarin en anlama geldigi hakkinda en ufak bi fikri yok. onun gorevi o yazilari biz insanlara iletmek ki biz onlari yorumlayabilelim. surekli internette gezinip henuz aklinda olmayan biseyler bulmaya calisir. bulursa hemen aklina yazar ki biz ona uygun bi soru sordugumuzda cevaplarin icinde onu da verebilsin.

asimovun gozden kacirdigi sey insanlarin kendi iclerinden bireyleri egitmek yerine bu isi ustlenicek makinalar icad etmeyi tercih etmeleriydi. o kadar. onun disinda herif 50 yil sonra birden ortaya cikacak, hicbirimizin nerden geldigini anlayamadigi, onsuz ne yapacagini bilemedigi bi kavrami o gunden caaat diye tanimlamis iste.

simdi biriniz bana asimov'un dahi olmadigini soylesin.

herkes biraz olsun asimov okumali. herkes foundation'u okumali demiyorum bakin, foundation cok uzun eyvallah, azim ister ama en azindan su romanciklara felan bi goz atin yahu. adam cok pis yazmis. bak taa kac yil once okudugum seyi bugun idrak ettim. ben o romani okurken daha google yoktu. vardi muhtemelen de benim haberim dahi yoktu.

PS : Bu arada, Jhonny Mnemonic diye bi film vardi hatirlar misiniz? Keanu Reaves oynuyodu? Adamin kafasina harddisk muamelesi yapiyolardi. Iste o film yavsak bi takim yonetmenlerin elinde orospu olmus olmakla beraber cok zayif bi sekilde bu kavram uzerine kurulu saniyorum. Kesin bilgim yok ama, zira mnemonik kelimesi asimovun icad ettigi bisey degil, bakiniz mnemonic.

Wednesday, January 17, 2007

koca bi geceyi ders calisarak gecirdim. daha dorgusu okuyarak. ders calismak daha interaktif biseydir. okumak farkli biseydir. benim yaptigim sey bi dersle ilgili biseyler okumakti. her neyse. konumuz bu degil. kendimi acindirmak gibi olmasin bu arada, gunduzleri uyuyup geceleri takiliyorum bu siralar, daha iyi konsantre olmak acisindan. yoksa uyumuyo degilim yani. her neyse. konumuz bu da degil.

tam bi makaleyi bitirmis digerine baslamak uzereyken uykumun gelmeye basladigini farkettim, bi kahve iciyim dedim, derken sans eseri 2 tane de sigara buldum study'den, neden olmasin dedim, kahve-sigara olsun. eski gunlerdeki gibi.. yine sans eseri bu sirada gunes doguyomus. ne hos, o zaman kahve-sigara-gunes dogusu olsun dedim. study'nin balkonunun korkuluklarina tunedim, sigarami yaktim, play'e bastim, kahvemi yudumlamaya basladim.

o kadar guzel ki gunesin dogusu. ve bi anda aklima son zamanlarda bol bol karsima cikan dunyanin sonuyla ilgili teoriler geldi. kimisi 2015'e kadar dayanmayiz diyecek kadar kotumser bu teorilerin. ama onemli mi ki? dunyanin sonu benim hayatta oldugum doneme gelicekse bu kesinlikle cok buyuk bi sanssizliktir, zira yasamak cok guzel ve olecegini bilmekten daha kotu tek bisey varsa o da herseyin seninle beraber olecegini bilmek olsa gerek. ama onemli mi?

farkettim ki ne zamandir gunesin dogusuna veya batisina denk gelmemisim. ne kadar yazik. dunyanin sonu gercekten cok yakinda gelicek olsa da, o gune kadar ve hatta o gun de dahil her gun gunes boyle dogucak. butun renkleriyle. belki bugun burda istanbulun ustunden dogdugu gibi baska yerlerde savaslarin ortasinda yikik dokuk sehirlerin ustunden doguyo, belki bundan 10 yil sonra sular hakkaten yukselicek, hepimizi yutucak, ama o zaman da okyanuslarin ustunden dogucak. yine turuncu turuncu dogucak. ve bazi insanlar gunesin dogusunu izliyebilecek kadar sansli olacaklar, savasin oldurmedigi ve okyanusun yutmadigi insanlar.

gunesin dogusunu izlerken insan nasil mutsuz olabilir ki? hazir izleyebilirken izlemek lazim. hazir yasayabilirken yasamak lazim. gerisi bos.

Thursday, January 11, 2007


biip biip..
"hey genc turkcelli, sinemaya gitmek ister misin, hem de yari fiyatina..!?"
-yesimcim..?
-neden olmasin..!

biiip biiip..
"hey genc turkcelli, sinema cikisi mc donald's da yemek yemeye ne dersin, hem de yari fiyatina!?"
-yesimcim..?
-neden olmasin..!

biiip biiip..
"hey genc turkcelli, e sinemaya gittin, yemek yedin, neden simdi de iyi bi tuketici olup mavi'den alisveris etmiyosun, hem de indirim falan filan..!?"
-yesimcim..?
-neden..
(hep bir agizdan) -lann!

kahrolsun kapitalizm, yasasin yari fiyatina sinema.

not : kol kola oturan sarisinlar biziz. hemen hardalin yaninda. evet biziz onlar.
Posted by Picasa